HAMAMÖNÜ'NDE HACETTEPE SPOR SOHBETLERİ -1-

08.03.2019

Ankara’nın köklü kulüplerinden Hacettepe kabuk değiştirirken, Türkiye’de eşine benzerine az rastlanır bir kimlikle genç oyuncularla mücadelesini verirken; köklerini de unutmuyor. Hacettepe semtinden çıkan, tarihin içinden gelmiş olan bir kulüp olarak gençliğin dinamizmi ile buluşan Hacettepe, tarihe nam salmış isimlerini de hatırlamaya hatırlatmaya devam ediyor. Hamamönü’nde Ahmet Bey, Alp Aslan ve Nevzat Duman ile Hacettepe Spor Kulübü Genel Sekreteri Ergun Maraşlı bir araya geldi. İşte o görüşmeden arda kalanlar:

 Ahmet Bey: 30 yıldır buradayım, Hacettepelilerin gidecek bir yeri yok. 80 yaşındaki abilerimiz var onlar da buraya geliyor zaman zaman.

Alp Aslan: Babam Hacıali Aslan , Hacettepe’nin ilk futbolcularından. Karagöz Kemal ile oynayan oyunculardan biri. Karagöz Kemal, eski Ankara kabadayılarından. Zor yolu ile kamasını kullanarak bir yerden takımın formalarını şortlarını alıyor.

Babam Hacettepe’den Fenerbahçe’ye de transfer olmuş. Lefter’in döneminde formasını giymiş ancak burada çok lobi var yapamam deyip geri dönüyor.

Ergun Maraşlı: Tarihe baktığımızda kabadayılık raconu var. Ama Hacettepe’de Türk futbolunda olmayan bir şey daha görülüyor. 11 oyuncunun 11’i üniversite öğrencisi ve bunların dördü de doktor. Bu jenerasyonla birlikte bir değişim olup , doku mu değişmeye başlıyor?

Alp Aslan: O dönem üniversitenin ders saatlerine göre antrenman belirlenirmiş. Her zaman farklı bir yapısı olmuş buranın. Mesela tarihi ciğerci var burada. Tarihi olmasının nedeni lezzetinden , ciğerinden değil. Ciğerci Mehmet, buraya gelen herkese evini açarmış. Dışarıdan gelen herkese ailesi ile bir oda verir, sahiplenirmiş iş bulana kadar.

Kabadayı ile külhanbeyini de çok karıştırmamak lazım. Kabadayı yeri geliyorbekçisi polisi abisi yargıcı yeri geldiğinde celladı da oluyor. Ortamın bozulmasına çok müsaade etmiyorlar. Dışarıdan gelenler ortamı bozmadığı sürece de herkes sahip çıkıyor.

Gelen öğrencilere de aynı şekilde sahip çıkılıyor. Amatör ruhla oynayan futbolculara dönüşüyor onlar da daha sonra.

Ergun Maraşlı: 1957-1958’e kadar futbol sahası yok. Antrenmanlar nerede olurdu futbolcular nerelerde kalırdı?

Alp Aslan: Cebeci Çayırı’nda antrenmanlar yapılırmış. Şimdiki Cebeci Stadı’nın olduğu yer. Orada eskiden piknik alanı vardı, tarihi sinema vardı. Bir de Kurtuluş Parkı’nda Atom Sahası denen oval bir saha vardı, orada yapılırdı. Şimdi orada buz pateni alanı yapılmış. Hatta Hacettepe’nin oyuncuları antrenmanda hentbol oynarmış. Takım halinde takımdaşlığı geliştirmek için yapılırmış.

Ahmet Bey: Doğma büyüme bu insanın insanıyım. Gönülden gelen bir bağım bir sevgim var bu kulübe. Unutamadığımız öyle çok maç var ki. Bir Kırşehir maçı vardı. Kanlı bıçaklı geçti resmen. Arabamızın camları kırılmıştı. 70’li yıllar diye aklımda kalmıştı. Kapalı tribün tamamen bizdeydi, bize saldırdılar. Jandarma olmasa zor kurtulurduk.

Ergun Maraşlı: Hacettepe’nin yeniden yaşatılması semtte bir duygu , coşku yarattı mı?

Ahmet Bey: Yaratmaz mı, bizim bir sürü gizli saklı seyircimiz var. Şu anda Hacettepe çakmalaştı diyorlar, o yüzden ilgilenmiyorlar. Birilerinin sahip çıkması lazım bu kulübe.

Alp Aslan: Yardım gelmesi lazım, eskiden yardım gelirdi. Garibanlara ayrı futbolculara ayrı dağıtılırdı. Dündar Kılıç vardı, yeraltı dünyasından. İstanbul’da yaşardı ama Ankara çıkışlıdır. Onun yardımları olurdu.

Babamın anlattığı ilginç bir anı var. Şampiyonluğa oynadıkları sene, asker kaçağı diye şikayet üzerine ir Hacettepeli oyuncu sahadan götürdüler. Şikayeti yapan da ikinci sıradaki takım. Babam da eski emniyetçi olduğu için diğer takımı araştırıyor, onlarda da 7 asker kaçağı oyuncu varmış. Onları formalarıyla şortlarıyla alıp götürdüler son maça çıkmadan.

Ergun Maraşlı: Unutulmayan futbolculardan hatırladıklarınız var mı?

Alp Aslan: Fenerbahçe’ye giden babam var ve onun gibi giden başka isimler de olmuş. Rahmetli Lütfü Abi çok hakimdi bir olaya.

 

Ahmet Bey ve Alp Bey ile yapılan görüşmenin ardından Ergun Maraşlı diğer Hacettepelilerle de bir araya geldi. Hacettepe tarihini yeniden canlandırmak istediklerini söyleyen Maraşlı, kendilerinden de katkı beklediklerini dile getirdi.

Görüşmenin sonraki durağı ise Konyalılar Kıraathanesi oldu. Konyalılar Kıraathanesi’nde bizi bekleyen Nevzat Duman’la da Hacettepe tarihi üzerine uzun ve samimi bir sohbet gerçekleştirdik.

Yakasında Hacettepe rozetiyle dolaşan ve görüşmede de bu rozeti göstererek konuşmaya başlayan Nevzat Duman, Hacettepe tarihinden anılarla konuşmasını sürdürdü.

Nevzat Duman: Atatürk diye bir insan vardı; neler yaptı neler oluşturdu ve bugün ne haldeyiz. Aynı Hacettepe de öyle; nerelerdeydi nerelere düştü. Ben Hacettepe’de Küçükkapı Sokak’ta büyüdüm. Büyüğün büyüklüğünü, küçüğün küçüklüğünü bildiği dönemlerdi. Hacettepeli Yenimahalleli Altındağlı yoktu saha içinde herkes Hacettepe için birleşirdi. Evet sanatla çok uğraştım, hala da icra ederim ama biz kaçmaktan kovalayamadık . Hacettepe için yazdığım bir şiir şarkı maalesef yok.

 

Cebinden 63 Üye Numaralı Hacettepe üyelik kartını çıkaran Nevzat Duman, o dönemlerde Hacettepe’nin on bin üyesi olduğundan bahsetti.

Nevzat Duman: Saygıda kusur etmeyen futbolcularımız vardı ve eski futbolcular para için oynamazdı. Amatör ruhla oynarlardı. Mahalle aidiyeti, kültürü vardı.

Mahallenin de bir kültürü vardı. Yolunu şaşırdın girdin, her şeyini araştırırlardı. Kime geldin niye geldin, ne işin var? Anlarlarsa ki senin kötü bir niyetin yok mahallede her kapı sana açıktır ama kötü bir niyetin varsa o zaman bela olurlar başına.

 

Kütüphaneler Müdürü Cevat Bayyiğit vardı. Üyeliklerle o ilgilenirdi. Kapı kapı mahalle mahalle dolaşır üyelik aidatları toplardı. Gerekirse kendi cebinden 5 lira harcar, 2,5 lira aidat ücretini kulübe getirirdi.

Karagöz Kemal… Karagöz lakabı kara gözünden değil babası Hacıvat Karagöz  seslendirmesi yapardı. Babasından dolayı öyle lakabı kaldı.

Halis Harman vardı, Fenerbahçe’ye gitti hatta Milli Takım’a kadar yükseldi. Cebimde de resmi vardır. Karayolları’nda oynadı, Yolspor’da oynadı.

Güvercin Nuri vardı. Mağlup durumda oldukları maçta sahaya güvercin iniyor. Güvercine tekme atıyor, “yapma etme güvercine vurulur mu” diyorlar ama o an sinirle yapmış işte. Oradan ona lakap kaldı o güvercin.

Şu anki teknik taktik pek yoktu. Fiziğe dayanan, kaba kuvvet diyebileceğimiz bir futbol oynanırdı. Hacettepeli Halis’in 17 bin lira alacağı vardı, kongrede söylenir bu “Hacettepe’ye kalsın” dermiş. Her kongrede de olurmuş. Kimse para için oynamazmış zaten. Galip gelirsin bazen takımı köfteciye getirirler, herkese köfte derler, prim o.